Taraftarların Maç Günü Batıl İnançları: Aynı Koltuk, Aynı Çorap, Aynı Ritüel

Takımın kazandığı o maçta üstünde ne vardı, hangi koltukta oturuyordun, maç öncesi ne yedin? Eğer bu soruların cevabını hiç düşünmeden verebiliyorsan, sen de her taraftar gibi bir batıl inanç sistemi kurmuşsun demektir. Golü attırmayan ayakkabı, uğur getiren çorap, “her zamanki” bakkal yolculuğu… Tribünün en komik ama bir o kadar da ciddiye alınan yanlarından biri de bu.

“Aynı Yeri Değiştirme” Refleksi

Belki de en yaygın batıl inanç bu: takım gol attığında ya da maçı kazandığında oturduğun koltuktan, ayakta durduğun köşeden bir daha kalkmama isteği. Evdeki koltuğun belli bir ucu, barın belli bir masası, stadyumun belli bir kapısından girme alışkanlığı… Mantık devre dışı kalıyor, “değiştirirsem uğursuzluk gelir” hissi devreye giriyor. Bu davranışın aslında bir işlevi var: belirsizliği azaltma hissi. Doksan dakika boyunca sonucu değiştiremeyeceğini bilen bir taraftar, en azından “elimden geleni yaptım” diyebileceği küçük bir kontrol alanı yaratıyor kendine.

Forma, Çorap ve “Uğurlu” Kıyafetler

Bir dizi araştırmaya göre taraftar batıl inançlarının en sık görülen biçimi giysiyle ilgili: belirli bir forma, belirli bir iç çamaşırı, hatta belirli bir çorap çifti. Takım seri galibiyet aldığı dönemde o kıyafeti giymeye devam etmek, kaybedilen bir maçın ardından ise “artık o tişörtü bir daha giymemek” gibi tuhaf ama yaygın davranışlar ortaya çıkıyor. Mantıklı değil, biliyorsun; ama yine de o formayı çekmecenin en dibine atmıyorsun.

Sessiz Kalmak, Bağırmak ya da Ekrana Bakmamak

Bazı taraftarlar kritik anlarda susmayı, bazıları tam tersine belirli bir tezahüratı tekrar etmeyi “uğur” sayıyor. Bazıları ise işi bir adım öteye taşıyıp, penaltı anında ekrana bakamıyor, odadan çıkıyor ya da gözlerini kapatıyor — sanki izlemezse sonucu etkileyecekmiş gibi. Akademik bir araştırmaya göre, bu tür davranışlar taraftarların maçın belirsizliğiyle baş etme biçimi olarak öne çıkıyor; taraftar, edilgen bir izleyici olmak yerine kendini sürece “dahil” hissediyor.

Peki Bu Davranışlar Nereden Geliyor?

İşin psikolojik tarafı aslında oldukça basit: futbol, sonucu tamamen kontrolümüz dışında olan, yüksek belirsizlik içeren bir deneyim. İnsan zihni belirsizlikten rahatsız olur ve bir şekilde kontrol hissi arar. İşte tam bu noktada batıl inançlar devreye giriyor — gerçek bir etkisi olmasa da, taraftara “ben de bir şeyler yapıyorum” hissi veriyor. Bu konudaki akademik çalışmalardan biri olan ve futbol taraftarlarının batıl inançlarını inceleyen bir araştırmaya göre, bu davranışların büyük kısmı zamana ve mekâna bağlı ritüeller etrafında şekilleniyor; yani “ne zaman” ve “nerede” yapıldığı, “ne yapıldığından” çoğu zaman daha önemli.

Sen de tribün argosuna aşinaysan, bu ritüellerin isimlerini ve taraftar diline nasıl sızdığını Tribün Argosu Sözlüğü yazımızda bulabilirsin.

Konunun bilimsel tarafını merak edenler, futbol taraftarlarının batıl inançlarını inceleyen Frontiers in Psychology’de yayımlanmış akademik makaleyi inceleyebilir.

Yazar

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top